23 Eylül 2014 Salı

Peki ya sizin onur ödülüne ihtiyacınız var mı ?



Ousmane Sembenê 


Ousmane Sembenê ( Usman Samben )


Sanırım bir çoğunuz bu ismi ilk defa duruyorsunuz?  Afrika'nı onurlu yazarı , şairi , yönetmeni , senaristi , yani sizin anlayacağınız başlı başına bir cumhuriyet .. Afrika sinemasının babası diye bilinir zaten. Usman Samben aslında bir direniş bir onur  göstergesi. Hayatta  belirlediğimiz çizgide bi sağ köşemizde bulunması gereken bir abimiz.


  Ne çok senarist ne çok yönetmen tanırız değilmi. Bir cok filmini sayabiliriz hatta bu yönetmenlerin diğerlerinin de tipleri ile tanırız, beğeniriz.. Peki ya Usman Samben  şimdi bende size onu tanıtmak istiyorum kısa ve öz .  Bunun için ise bir onur ödülün de yaptığını konuşmadan bahsetmek istiyorum.


  Usman Samben uzun bir hastalık döneminden sonra maalsef 2007 yılında , 84 yaşında vefat etti. Rabb'im merhameti ve Rahmeti ile muamele etsin inşallah. Gelelim konuşmaya 1997 senesinde özel bir onur ödülün  yaptığı konuşmada buyrun neler söylüyor hep beraber okuyalım. .



                    Sayın baylar ve bayanlar. Konuşmama İngiliz dilinde devam etmeyeceğim için hepinizden özür dilerim. Sizin topraklarınızdayım ve sizin sahibi olduğunuz sistem içinde sizin tarafınızdan payelendirliyorum. Ancak asıl konuşmam kendi öz dilimde olacaktır. Merak edenler, konuşmamın İngiliz diline tercümesini koltuklarında bulabilirler.


İngilizler geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı


Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğretti


Gözümüzü açtığımızda ise;


bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.



  İngilizlerin dinini, dilini öğrendik. Uzak dünyadan gelen yeni dil ve din bizi hep çalışmak zorunda kalan itaatkar köleler yaptı. Özgürlük için her karşı geldiğimizde, bizi birbirimizle savaşmak için ikna ettiler ve silah verdiler. İngilizler gelmeden önce topraklarımızda sadece mücadele vardı. İngilizlerin kutsal dini bizim mücadeleciligimizi kullandı; Evlatlarımızı savaşçı yaptı. Hemde sadece kendi kardeşleriyle savaşan dünyayı İngiliz dilinden ve İncil’den ibaret sanan vahşi savaşçılar.



  Hastalıklar yaydılar. Ne olduğunu bilmediğimiz içeceklerle bizleri hasta ve zayıf yaptılar. Atalarımızı zincirleyerek büyük şehirlerine köle olarak götürdüler. O büyük binaları, caddeleri, tünelleri ve kiliseleri insan etinin üzerine inşa ettiler. Kendilerini temizlemek için sanatçılarına fikir adamlarına; sadece kendilerini kapsayan insan tariflerini yaptırdılar. Her çeşit yiyeceklerin büyüdüğü topraklarımıza ilaçlar döktüler. Toprağın altındaki yanıcı siyah cehennem kanı için bizleri öldürdüler. Büyük acılar ve  ölümcül işkenceler ördüler. Her gelen gemiden; kıyılarımıza hep ikiye bölünmüş tekneler yanaştı. İlk gelenler zulüm ettiler, arkasından gelen arkadaşları zulmü durdurma vaadiyle bizleri ele geçirdiler. Bu gün gelenlerde aynı sistemle hala işgale devam etmekteler.



  Yeni ilaçları, biyolojik silahları ve hastalıkları deneyen gönüllü doktorları istemiyoruz. Emperyalist sisteminizde geri dönüşüm ekonomisi ile aslında sömürü olan yiyecek yardımlarınızı kabul etmiyoruz. Birbirimiz anlamamızı zorlaştıran, şarkılarımızı ve masallarımızı unutturan fakir dilinizi reddediyoruz.  Çağdaş dünya daveti içindeki, bizi zorla şekillendiren yüzeysel sanat kuramlarınıza karşı çıkıyoruz.



 Özgürlüğümüzü ilan ediyor ve Afrikalı insanlar olarak doğduk, Afrikalı ölmek için bütün Avrupayı topraklarımızdan kovuyoruz. Birbirimiz öldürelim diye bize öğrettiğiniz ırkçılığı, felsefe adına önümüze sürdüğünüz batının sığ kafalı laflarını, hukuk adına yaptığınız bütün şövenistliklerinizi ve sanat diye dayattığınız bütün estetik öğretilerinizi, Afrika topraklarından silene kadar Afrika sizinle savaşacaktır.  Siz kabul etmeseniz de bir Afrikalı en az dünyanın herhangi bir yerindeki bir batılı kadar onurludur.



İnsan onurlu doğar. Hiç bir insanın kralların, kraliçelerin vereceği onura ihtiyacı yoktur.



1997 / Usman Samben


Evet burada,  ne demek istediğini , neye hizmet edip , ne düşündüğünü az çok anlamışsınızdır. Evet biliyorum sizde benim gibi hissettmis olmalısınız o salondan bir hışımla kalkıp ayakta alkışlamak istemiş olmalısınız.   Gidip elini öpüp hakkını helal et demek istemiş olmalısınız.  Kendi kabuğunu yırtıp , her yolda cihad hakikatini unutmayan , güçlüye , zalime kafa tutup , yardıma muhtaç olan halkının yanında duran onurlu adam .



Rabbim bizi sizin verdiğiniz mücadele kadar onurlu kılsın..



    Ez cümle bu yazım herkese parantez içinde en çokta hedonist kitlesine gelsin.



Ben elbette eksik , noksan anlatmış olabilirim ,fakat siz muhakak doğruyu bulup anlayacağınız dan eminim.



  Selam olsun.



Selam olsun...
Selam olsun...



Görevini büyük şeyler değil , gerekeni yapması gerektiğini bilenlere..



                                                                                 Selam ve dua ile..



"Hı bu arada o kadar bahsi geçer de ders çıkarırız da eli bos boş dönülmez,  Samben 'e bir dua istemek isterim. .. Şimdiden Rabb'im kabul etsin.
       

                                                                                   Şüheda Nur Fidanol
                                                                                     #Şuşudan fısıltılar














27 Temmuz 2014 Pazar

Bayramınız Bayramımız Olcak Müslüman Kardeşlerim...

Bayramınız bayramımız olacak. .. !

Bu gün bayram.

Buruk geçen bir Ramazan'ını da arkamızda bıraktık.  Neredeyse dünyada Müslümanın zulm görmediği yer kalmadı.

Ramazan da tuttuğumuz Oruçlarda , kıldığımız namazlarda okuduğumuz kuranlar da kardeşlerimizi hiç unutmadık.

Elbette ki Müminlerin en büyük silahı dua'sıdır

Fakat daha bilinçli ve daha inançla durmasını öğrenmeliyiz.

Karşımızda duran gürûh İsrail terör örgütü , kardeşlerimizi katlederken biz sessiz sedasız kalmayıp aslında nerde durması gerektiği konusunda ders vermeliyiz. Biz inananların nasıl bir birlik içerisinde onlara hadlerini nasıl bildirebileceğimizi anlatmalıyız. Hatta kafalarını vura vura vura anlatmalıyız.  Her kıydıkları masum can için teker teker cezasını çektirerek bunu anlatmalıyız.

Şehit olan kardeşlerimiz  , islam şerefini savunmak adına canlarını ortaya koyarken , biz ise Firavun sofralarına özenilmiş masalar da iftarımızı açtık.  Sonra samimi gibi görünüp yazılar paylaştık.

Bir kurtarıcı bekledik, o neden bunu yapmıyor , şu neden böyle yapmıyor dedik. Fakat düşünmedik onları kurtaracak olanların bizler olduğunu.  Gaddarlık yapmıyorum zira bu tarz yorumlar geliyor . Evet dua ettik dertlendik , üzüldük ama geçti . Orda geçmedi ama orda devam etti acılar , ama burda sanki 3 gün yas tuttuk kınadık ve üzerimize düşen vazife bu kadar deyip kendi hayatımıza devam ettik.

Sivil halk, çocuk , genç , yaşlı hasta demeden zalimce katledilen insanlar sizin mekânınız cennet , siz hak yolda şehit oldunuz.  Ama biz evet biz , biz ne mi olduk ? Hemen açıklayayım .

Unutulmayan üzerimize sinmiş kötü bir vicdan lekesi ile  hayatta kaldık.  Her bir çocuğun gözünde sizi görerek yaşadık,  her bir baba deyişimiz de evladını kayben babanın çaresizce göz yaşlarını görerek  yaşayacağız. Bu utanç bizimle yaşayıp bizimle de ölecek.  İçimizi özlemden sonra bir de korku kaplayacak.  Siz orda şehit olurken , biz burda bişey yapamadığımız , yapmadığımız için bir korku kaplayacak içimizi.   Sizden nasıl helallik isteriz korkusu. ..

Elinde çikolatası ile şehit edilen çocuktan helallik isteyeceğiz ..

Sokakta ve kumsalda masumca oyun oynarken öldürülen çocuk sende helal et..

Annesi karnında daha dünyaya bile gelmeden öldürülen bebek , melek sen den nasıl helallik isteyeceğiz ?

Çocuğunu , ailesini korumak için koşturan, İsrail köpeklerine boyun eymeyip dinine, bayrağına , toprağına sahip çıkan  Ey kutsal Filistin halkı sizde hakkınızı helal edin bize...

Nekadar da kolay söylüyor demeyin. Yazarken içimin nasıl acıdını yazamam. Kalemimden mürekkep değil de kan, keder , üzüntü aktı. .

 Bunu yazmak ne kadar acı ise orda bu acılarla direnmek te onları nasıl da onurlu bir halk kılıyor. Bi yanda suskun müslümanlar , diğer yanda islam için  şehit düşen kardeşlerimiz. .

Hani Hz. Ali (r.a.)  'ın bir sözü vardı;

"Bütün dünyayı verseler, buna karşılık

Bir karıncanın ağzından bir taneyi almamı isteseler, Bu zulmü yapmam."  demişti.

Bugün karıncanın ağzından lokması değil, binlerce insan katlediliyor Ey Hz. Ali....!

Öyle bir ümmet olduk ki zulmü yapana bile cezasını verememenin âciziyetini  yaşıyoruz.

Kaybediyoruz biz Filistin dekiler değil biz kaybediyoruz biz , ümmetin derdi ile dertlenmeyen biz kaybediyoruz. . Bu zulmü yapma fırsatını meydana getiren bizler kaybediyoruz.

Allah yolunda şehit olanlar hep kazandı,  onlar korkusuzlar , dünya onlara geçici ebed önemli onlara . Şimdi Rab'lerinin cennetin de bayram yapıyorlardır. Peki biz ;

Çoğumuz acımızın üstüne bir sünger çekip tatile gidip, konfor içinde dinledik.  Kalanlarımız ise bayram telaşına düştü. Kıyafetlerimizi  çikolatalarımızı aldık ve bayram yapıyoruz. .

Ama bugün Gazze de bayram varmı bilmiyorum...

Bayramda çocukların ellerini öpecek babaları varmı bilmiyorum.

Bayram da anne ve babaların ellerini öptürecek çocukları varmı bilmiyorum.

Bugün diğer islam ülkelerinde bayramları kutlanıyor  mu bilmiyorum. .

Bizim bu bayramımız buruk geçecek babamızın elini öperken  sizin için daha çok üzülen bir kardeşiniz olacak  ... Benim bayramim sizinde bayram ettiğiniz gün olacak Allah'ın izni ile...

Bütün bir islam ümmeti bayram yapmadıkça , hiç birimiz gerçekten coşkulu bir bayram yapmayacağız.

Rabbim o günleri de görmeyi nasip etsin bize...

O zaman bütün bir dünyada bayram edeceğiz. ..

İyi bayramlar meleklerin şehri Gazze.

İyi bayramlar Srebrenica

İyi bayramlar Kerkük, Tuzhurmatu

İyi bayramlar orucun bile yasak olduğu Sincan

İyi bayramlar Rojavanın yetim çocukları

İyi bayramlar utancımız, açlığımız Afrika

İyi bayramlar Hasan el Benna’nın soylu çocukları.

İyi bayramlar acının ölümün baş kenti Hama

İyi bayramlar Şam, Halep, Humus

İyi bayramlar Ahbazya, Patani, Burma

İyi bayramlar Doğu Türkistanın çekik gözlü devleri

İyi bayramlar Bağdat

İyi bayramlar Hocalı

İyi bayramlar Guta

İyi bayramlar Ey iman edenler


    Selam ve dua ile..

    Şüheda Nur Fidanol

    #Şuşudan fısıltılar

     28/07/2014


6 Haziran 2014 Cuma

Bir İslam Reformatörü // Mehmet Akif Ersoy

     


SEKİL:1
Pek tabi sizde bilirsiniz bir blog yazısı çokta kolay yazılmaz.
bütün bu yazılar bu sihirli kalem ve kağıttan çıkıyor..
(yazıyı yazarken bana yardımcı olan kitap fotoğrafta yer almakta )
 



 Evet arkadaşlar sanırım bir çok yazı yazmışımdır fakat bu yazının bende apayrı bir yeri vardır. Anlatacağım kişiye binanen çok fazla okuyup çok fazla titiz davranmak isteyişimden yazı birazdaha uzamış bulunuyor.  Yazıyı yazmaktaki amacım ise hayatımız da önemli rolleri olupta farkına varmadığımız mükemmel insanları birazdaha yakından tanımak.  Bütün okuyucularıma şimdiden çok teşekkür ederim

Divan şairlerini aradığımız zaman, duvarlarından şarap sızan bir meyhane,  yahutta gümüş kurnalı bir hamama gideriz. Halbuki Akif'i aradığımız da kendisini bulacağımız yer Fatih camisidir.

Heleki şairin safahat'ını açar açmaz onu bu kudsi ve samâvi mabedin nur taşan sinesine sokulmuş görürüz.

●Mehmet Akif hiç bir zaman sarığın manevi fikr-i atmosferinden sıyrılımamış ve hayatını seve seve şeriatın savunmasına vakfetmiştir. Güzel insan dönemin inançsız şairlerini dine davet ederken şöyle buyuruyor;

-Habibin koltuğu altında  şefaate kavuşmak varken, bir örümceğin eteğine yapışmaktaki mânâ nedir?

● Akif Çamlıkta bülbül sesi dinlemek için yetimlerin feryadına kulak tıkayan sanatçı değil, hatta insan olarak bile saymıyordu. O bütün hayatını kadınlardan aldığını söyleyen ve kadınlar olmasa şiirlerim öksüz kalır diye sızlanan uzun saçlı şairler gibi  sevda ve şehvet kompoze edecek yerde, ezeliyet ve ebedeyeti yazmayı tercih etmiştir.

Şimdiye kadar nede güzel bir insan olduğunu anlamışızdır zaten , ama okumak ayrı yaşamak ise bambaşka bir duygudur kesinlikle Mehmet Akif'i.  Heleki geçenlerde bi olay üzerine kurulan bir cümlesi beni ona bir kere daha hayran bıraktı   Olayın özetini geçecek olursak. Mehmet Akif Peygamber Efenfimiz hakkında ileri geri konuşan birine cevab verirken görüyoruz.

 - İşte bu akılların kabul edemeyeceği bir şey! Bu adam Peygamberime sövdü.Babama sövse affederdim, fakat Peygamberime sövmek bunu ölürüm de hazmedemem..

● Sanatta  gayet değil de gayette sanat arayan Âkif "sanat sanat içindir" teorisinin reklamcılığınıda kabul etmiyor ve ekliyor " Hayır!  Sanat şeriat içindir" diyordu.. Şaire göre ana problem ahlâk idi.

● Müslüman ırk, renk, lisan, mühit, iklim itibari ile birbirine büsbütün yabancı unsurları aynı milliyet altında cem'eden yegane rabıta iken ; Heleki biz Osmanlılar için dünyada bu rabıtaya dört elle sarılmaktan başka selâmet yolu yokken..

 Ey cemaat-i Müslim'in aklınızı başınıza alınız. Gayret-i kavmiyeyi bir kenara bırakınız. Rabıta-ı Din'i biraz daha ihmâl edecek olursanız , iyi biliniz ki târumâr olur gidersiniz.

Eğer aklımızı başımıza almazssak;

Eğer aramızdaki nifaklara, şikaklara, hakime vermez isek ;

Eğer ki Türkü Arnavut'a , Arap'ı Kürt'e düşman tanımak siyaseti mecmuasından vazgeçmez isek;

Eğer müslümanlıkta adaletin-meskenetin haram olduğunu hâlâ anlamak istemez isek;

Neler olacağını bilir misiniz?

 El'iyazubillah milletlerin  maskarası,  müslümanlığınız yüz karası  !!!

 Ey camaat siz Ne Arapsınız , Ne Kürtsünüz , Ne Ne lazsınız , Ne Çerkezsiniz....

 Siz ancak bir milletin efradısınız ki o Millet-i Muazzam da İslam'dır....

 İşte ki bizim şeriatımız Akıl Şeriatıdır...Dinimiz akıl dinidir. Biz ise aklın hükmünü bile tatil ettik. Zaten en birinci felaketimiz de burdan başlıyor. Din ile dünyayı ayırmışız. Halbuki bunlar bambaşka şeyler değil.  İşte kur'an elimiz de. Evet Efendimiz'in sözleri meydan da. Eğer biz gözümüzü açmazsak neuzubillah İslam'ın dünyada nâmı bile kalmayacaktır diye ekliyor .Akif  kurtuluş mücadelesinin manevi cephesini idare eden adsız bir kahramandır.

İstiklal Marşını bir Sancağa sarıp Türk ile İslam müzesine konulmalı.

 Mehmet Akif Ortada bir para ve bahis konusu olduğu için müsabakaya katılmayan , parayı reddeden bir şair iken, bir palto alacak kadar bile parası yoktu.  Kışta kıyamette, ceketle dolaşırdı. Şimdiler de ise gözümüzü para hırsı bürümüş . Ideolojinin kurbanı olan bir ecdad var . Yazık yazık ki ne yazık ..

● Yaraları deşen ve ilaçlamayı da ihmâl etmeyen Milliyet düşmanı bütün ideolojilere karşı cephe almıştır.  Ve bir sözü aklıma gelir ;

- Boynunda altın laladan bir tasmayla üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamayacağını söylerdi ve hakim sınıfı hizmetkârlığını reddederdi.

● İslam kültürüne ait bir şairden gene ders niteliğinde bir kac kelâm....

- Ebubekir'i tanımayan çocuklarımız  İslâm düşmanı cengizimi örnek tanıyacaklar diye söylenirdi.

Akif'in bir çok mısraları marş mıdır ? Yoksa bir dua mıdır fark edilmez.

● Kendisi yaya yürüyüp , kölesini deveye bindiren , halkın acılarını paylaşan,  yamalı hırka ile dolaşmaktan şeref duyan Hz. Ömer gibi bir halifenin adalet rejimine susamıştı.. Onun özlediği ideal toplum , yetimlerin şefkatle okşanıp , aksakallı  ihtiyarların Atlaslibas giydiği bir toplumdur.

★ - Korkma!

    Cehennem olsa gelen,

    Göğsümüzle söndürürüz.

    Bu yol ki hak yoldur,

   Dönme bilmez yürürüz.

 Gürül gürül , çağır çağır olan bir şairimiz olan Akif Çanakkale'yi destanlaştırmış, Bu destan da hilâl uğruna batan güneşler vardır. Bu destanda Huda'nın ebedi serhaddi olan göğüsleri ile yamyam sürülerine durduranlar, Bedr'in arslanlarına benzetiyor.. Ve bir şiir yazıyor.

 Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

 Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

 Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid-i

 Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi !

 Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

 Gömelim gelsin tarihe desem sığmazsın....

Akif başka türlü düşünüp başka türlü yazanlardan değilim diyor.  Gömlek değiştirir gibi kanaat değiştiren pespaye "aydın" kategorisine girmek istemiyor. Kapitülasyonların çizmesi altında inleyen bir islam ülkesinde tam onbir yıldır"ihtiyari sürgün" hayatı yaşayan Akife'e göre vatan herşeyden önce din ve iman için bir barınaktır.

● Milli İstiklal için neden can verilir sorusuna cevabı ise ;

- Mabedin göğsüne namahrem eli deymesin diye ve yurdum üstüne ezanlar ebediyen inlesin diye cevap veriyor.

● Atatürk'ün reform anlayışı ile Akif'in reform anlayışı arasında derin ve doldurulamaz uçurum var.

Akif esas itibari ile panislamizmin , yani Hilafet bağlı , siyasetten birleşmiş bir islam dünyasının sunucusu idi. Onun nazarın da Kur'an İslam'ın anayasasıdır ve bu temel yasa prensiplerinde asla değiştirilmemelidir.

● Ve evet son olarak en büyük huzuru ve zevki ise karacaahmed'in selviliklerin arasında dolaşmakta bulan Mehmet Akif mezar taşına kazınacak en iyi kitabeyi kendi eli ile yazdı ve hazırladı... ..

 《 ÜÇBUÇUK NAZMA GÖMÜLMÜŞ KOCA BİR ÖMR-Ü HEDER 》

● Her zaman savunduğu gibi yaşadı.

İNANDI , DÖNMEDİ , ÖLDÜ

Yazıma Mehmet Akif'in çok sevdiğim bir şiiri ile bitirmek istiyorum

 Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevmem;

 Gelenin keyfi için, geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı,  hatta boğarım

Boğamazsın ki...

-Hiç olmazsa yanımdan kovarım,

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam

Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam

Doğduğumdan beri aşıkım istiklâle

Bana hiç tasmalık etmiş değil lale.

Yumuşak başlı isem , kim dedi uysal koyunum?

Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boynum.

Kaynayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim

Adam aldırma da geç git diyemem! Aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım

Zalimin hasmıyım amma severim mazlûmu...

İrticaın şu sizin lehçe de mâ'nası bu mu ?


Ben muahakak eksik anlamışımdır , zira Mehmet Akif'i anlatmakta kelimeler tükenebilir.

siz kesinlikle doğru anlayacağınızdan eminim ve bu işin ucunu bırakmayın size bu hayatı armağan eden, mücadele veren insanları tanıyın. Ben Mehmet Akif ile başladım sizde başka bir kahraman bulun kendinize...

Mekanın cennet olsun İslam Reformatörü

Selam ve dua ile

Şüheda Nur Fidanol

#Şuşudan fısıltılar